YOL, YOLCU VE YOLCULUK…
Yol, yolcu ve yolculuk…
![]() |
Hayatımızın her döneminde yolda ve yolculuktayız. Anne karnında dokuz aylık bir yolculuk yapıyor ve her ay farklı
gelişim göstererek dünyamızdaki hayat yoluna merhaba diyoruz. Hayat yolculuğu değişim ve gelişimle başlıyor, devam ediyor. Mevsimlerdeki değişiklikler gibi… Kışın sonunda baharın müjdecisini görmek gibi… Yolculuk ediyoruz evet ama tanıklık edebiliyor muyuz? Fark ediyor muyuz? Herkesin bir yolculuğu var. Bebeklikten çocukluğa ve gençliğe… İlkokuldan ortaokula… Evden işe, işten eve. Hastalıktan sağlığa. Ankara’dan İstanbul’a. Dünyadan kabire… Halden hale her geçişimiz bir yolculuk. Bazen bu yolculuğa taşlı, dikenli, dümdüz, yeşili çiçeği bol yollarla bazen de köprüler kurarak ve atlayarak devam ediyoruz. Ama bu yol hep akıyor hiç durmuyor. Durdu yol akmıyor dediğimiz zamanlarda bile akıp gidiyor, durmuyor.
Sizin yolunuz ya da yollarınız nasıl? Duraklarınız da neler var? Yolu ve etrafındakileri görmek için durmaya, yavaşlamaya ihtiyaç var. Peki, bu yolda devam ederken memnun muyuz halimizden, şikâyetlerimiz var mı? Yoksa diğer yollara gıpta mı ediyoruz? Anne karnındaki bebeği düşünün bulunduğu yerden hiç şikâyeti var mı? Başka bir yere gideyim ve orada hayatıma devam edeyim diyor mu? Komik geliyor değil mi? Ama biz bu sorgulamaları kendi hayatımız için yapıyoruz? Yolu sürekli değiştirmeye çalışmak yoruyor bizi. Yolculuğumuzu devam ettiğimiz yolu tanımaya çalışmalıyız. Bu yolculukta kimler bize eşlik ediyor? Duygularımız neler hangi duygularla bu yolculuğa devam ediyoruz. Varoluşumuzdan itibaren sahip olduğumuz duygularımız var bunları sağlıklı olarak yaşamak en büyük ihtiyacımız. Ama hep değişmeye zorlamak bir yerde tüketiyor bizleri. Sahip olduklarımızın farkında mıyız ve onları kullanıyor muyuz? Hep sahip olmadıklarımıza odaklanıyor ve onları mı görüyoruz? Bu dıştan kendimizi gördüğümüz halimiz ya içimiz nasıl? İç konuşmalarımız, kendimize doğru olan yolculuğumuz nasıl? Oturup iç sesimize kulak veriyor muyuz? O değişmeyi istiyor mu? Bu kadar zorlanmayı kabul ediyor mu? Yoldakileri tanımaya ne dersiniz? Bu tanımayı yapmak için kendimize zaman ayıralım. Sakin, sessiz, kimsenin bizi rahatsız etmeyeceği bir zaman dilimi içimizdeki yolculuğu tanımada fırsat olabilir.
Rahat edeceğiniz bir koltuğa uzanın veya oturun. Derin ve sakin nefes alıp verin. Sonra bırakın kendinizi huzurun yolculuğuna. Önce yoğun düşünceler gelecektir zihninize. Bu düşünceler üzerine yoğunlaşmayın bırakın akıp gitsinler. Yoğunlaşmadığınızda göreceksiniz aynı bir nehrin akışı gibi akar gider. Bu hayatta da böyledir. Bir şeyin üstünde fazla durmazsanız akar gider ve rahatlık getirir. Bu düşüncelerden sonra yoğun görüntüler gelebilir. Bu görüntülere de takılıp kalmayın bırakın akıp gitsin.
Sonra kendinizi izlemeye başlayın hayat yolculuğunuz nasıl gidiyor?
Neler istiyorsunuz?
Nelere sahip olmayı hayal ediyorsunuz?
Yaşadığınız hayat yolculuğunda neler hediye olarak verilmiş size?
Siz bu yolculukta neleri veriyorsunuz? Neleri paylaşıyor ve bu paylaşımdan zevk alıyor musunuz? Kimlerin hayatına güzellikler katıyorsunuz?
Yaptığınız hatalar ya da yanlışlar için kendinize kızıyor ve yargılıyor musunuz yoksa bu hatalardan aldığınız derslerle yeni yolculuk hazırlıklarına mı başlıyorsunuz?
Bütün bu soruların cevabı için iç sesimize kulak verelim. Kendi içini dinlemeyen insanın kimseye tahammülü olmaz. Kendi içinde kendini anlayan ve kendine kabul gösteren birey bunu herkese sunar. Bu kabul beraberinde şükran duygusu ile devam eder. Çünkü hayatta yaşadığımız her şeyin bize öğrettiği bir şeyler var. Kendi ile kavgalı olan birey herkesle kavgalıdır. Bu kavgaların bitmesi için kendi hayat yolculuğumuzdaki sorumlulukları fark etmeli ve üzerimize almalıyız.
Herkes kendi yolculuğunda dümenini düzeltirse kendi dünyasına ve tüm dünyaya insanlık bırakmış olacaktır.

Yorumlar
Yorum Gönder