DUYGULARIMI KARIŞTIRMA…

Küçük kızımla markete alışverişe gitmiştik. Keyifli keyifli alışverişi tamamlayıp kasaya doğru yürürken fırın reyonundaki bayan görevliyi bir adam tutmuş çekiştirerek götürüyordu. Genç bir kız çekiştirilen. Yere düştü kızcağız adam bu sefer yerde sürüklemeye başladı. Kasadaki herkesten ne oluyor, kim bu adam güvenlik yok mu diye sesler yükselirken dışarıda gözden kayboldular. Kasa görevlisi bayan kızın nişanlısı olduğunu söyledi sadece. Müşterilerden birisi polisi arayıp durumu söyleyeceğini belirtti. Sonra kızıma dönüp baktığımda şaşkınla izlediğini fark ettim. Paramızı ödeyip çıktık marketten ve konuşmaya başladık. Bayan bağırsa idi herkes yardıma koşar mıydı anne dedi ve devam etti ben olsaydım o, korkudan bağıramazdım, bağırsam da sesim çıkmazdı. O an kaldım evet doğru söylüyordu çocuk korkudan sesini duyurmaya bilirdi. Kötü bir duruma maruz kaldıklarında çocuklara çığlık atmayı öğretmek bu durumda ne kadar doğru ve yeterli idi. Markette ki kızın yaşadığı durum farklı ama çocuklarda benzer veya daha olumsuz durumlarla karşı karşıya kala bilmekteler. Kendilerine yapılan böyle davranışa anlam veremeye biliyorlar.

Olumsuz davranışlara maruz kalmanın sorumluluğu ne kadar çocuğa ait? Peki, çığlıkla beraber çocuklarımıza başka neler öğretebiliriz? Biz büyükler öncelikli olarak çocuklarımızın
varlığına saygı göstermeliyiz ki benlik saygıları zedelenmesin ve kendilerini kötü hissettiren durumlarla karşılaştıklarında yapabilecekleri şeyler olsun.

Her çocuk özel ve biriciktir. Her çocuk bu biricikliği hissetmeli ve kendini değerli görmeli.
Bu biriciklik ve değerlilik önce bedende hissedilir. Bebeklikten itibaren çocuklarımızla önce bedenleri ile temas kurarız. Kucağımıza alırız,koklarız, gözlerine bakar ve güleriz.
Çocuk iyi ve kötü dokunmayı  bebeklikten itibaren hisseder. Çocuk karnı acıktığında ona kızan, suratını asarak onu besleyen bir anne ile karşılaşır veya bezini değiştirirken bunları yaşarsa kötü muameleye maruz kalıyor demektir.

Çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanması ile beraber duygusal ihtiyaçları da unutulmamalı. Ev içinde iyi ve kötü ayrımını yapamazsa çocuk olumsuz davranışlara maruz kaldığında da bunun ne olduğunu anlamlandıramaya bilir. Çocuğun bu ayrımı yapabilmesi bizim ona ayırdığımız zaman ve gösterdiğimiz sabır da saklı. Onunla keyifli, zevkli etkinlikler yapabilmemiz için zamana
ihtiyaç var. Bu etkinliklerin tamamlanabilmesi içinde sabır göstermeye ihtiyacımız var.
İşte o zaman çocuk kendine iyi ve kötü duygular hissettiren davranışları fark eder.

Olumsuz davranışlarla karşı karşıya kaldığında bilmesi gereken en önemli bilgilerden biri de
iyi ve kötü dokunmanın ne olduğudur. İyi dokunma, içinde keyif, eğlence ve olumlu duygular barındıran dokunmadır. Kötü dokunma ise kendini kötü hissettiren, karmaşık duygulara sebep olan her türlü dokunma.

Çocuğun farkında olacağı şey şu; “Bana iyi duygular hissettirmeyen her tür dokunma kötüdür.” Buradaki temel farklılığı çocuğumuz kavradığında böyle bir durumla karşı karşıya kaldığında
muhakkak yetişkinlerden yardım alacaktır. Çocuğu bu davranışa maruz bırakan kişi tanıdık, aile
içinden, komşu, arkadaş vb. kim olursa olsun çocuk böyle bir şeyden bahsederse muhakkak dikkate almalı ve onu dinlemeli. Çocuktur anlattıkları hayaldir dememeli. Çünkü çocuk birisi bana dokundu diyor ve bunu hoşlanmadığı, rahatsız olduğu şeklinde anlatıyorsa muhakkak doğrudur. Çünkü çocukların hayal dünyası değildir bu anlattıkları gerçektir. Bazen de kötü dokunma olarak anlatmaz da çocuk oyun oynadıkları şeklinde anlatır. Özellikle küçük yaş gruplarında çocuklar bunun oyun olduğunu hatta aramızda kalacaktı, bu sırrımızdı söylememeliydim diyerek saklamaya da çalışabilir. Bu konularda farkındalık eğitimi önemli.

Kötü davranışlara maruz kalmak hiçbir zaman çocukların suçu değildir. Burada yetişkinin sorumlukları daha fazla… Hem anne baba olarak bizlerin hem de tacizi uygulayan kişinin
sorumlulukları unutulmamalı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YOL, YOLCU VE YOLCULUK…

Okulumun ilkokul bölümü için çektiğim neler oluyor? videosu

DUY SESİMİ…